Döviz Kuru Kapanı

Merkez Bankası verilerine göre 20-27 Eylül haftasında yaklaşık 119 milyar Dolar gerçek kişilere ve yaklaşık 75 milyar Dolar Tüzel kişilere ait olmak üzere toplam 193,7 milyar Dolar döviz tevdiat hesabı bankalarda birikmiş durumdadır.

Bankalardaki toplam mevduatın yarısı döviz cinsi mevduat olup meşhur ve malum 2001 krizindeki seviyeleri aşmış durumdadır. Beklentilerin iyi olduğu, piyasalarda özellikle AB sürecinin iyi gittiği ve bol paranın olduğu, büyümenin yüksek olduğu dönemlerde %15 ler seviyesinde olduğunu kıyaslamak bakımından hatırlatmak isterim.

Ayrıca yine özellikle internette yayılan dedikoduların etkisiyle bir kısım vatandaşın da döviz birikimlerini banka sistemi dışında tuttuğu dikkate alınırsa, tam hesaplanamamakla birlikte, asgari 250 Milyar Dolara varan bir miktar olabileceğini tahmin etmek güç değildir.

Tüzel kişilerin (Şirketler, Kurumlar vd) döviz cinsinden yurtdışı borçları mevcut olması ve özellikle ithalat yapan firmalardaki döviz ihtiyacı sebebiyle bir miktar döviz bulundurmaları mantıklı olmakla birlikte gerçek kişilerin/vatandaşın almış olduğu pozisyonun adı “dolarizasyon” ve beklentisinin ise “devalüasyon” olduğu ortadadır.

Dolarizasyon kavramı, vatandaşın yerli para cinsinden birikim ve hesap yapmaktan vazgeçip ticaretinden birikimine, kira ilişkilerinden mülk alımına kadar her konuda yabancı para birimi olan Dolar üzerinden yapmaya başlamasını ifade etmektedir.

Devalüasyon ise, kabaca, yerel para biriminin yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesidir.

Vatandaş, Türk Lirasının Dolar vb yabancı para birimleri karşısında değer kaybedip örneğin Doların değerinin de artacağı beklentisine girmişse, siyasi ve ekonomik problemlerin yaşanması, beklentilerin bozulması vb sebeplere dayalıdır öncelikle.

Temelde, ekonomi, beklenti yönetimidir diye çok haklı bir söz vardır ve bunu siyasetçiler devlet aygıtıyla birlikte yerine getirmekle yükümlüdür.

Elbette, özellikle sosyal medyadan, gazetelerinden ya da internet sitelerinden Dolar 10 TL olacak, 12 TL olacak diye ahkâm kesen ukelâ takımı da çok etkili oldu.

ZARARI CEBE KOYMAK

Geçen yazdan bu yana 7,2 TL, 6,5 TL, 6 TL seviyelerinden yukarıda anlattığım gerekçelerle Dolar almış vatandaşlar, kurun geldiği 5,7 TL seviyelerinde ciddi zararlar etmiş durumdalar.

Hele “alternatif maliyet” denilen, bir yıl önce TL de kalıp bankada ya da Tahvil/Bono piyasasında değerlendirilseydi elde edilecek olan %25 i de dikkate alırsanız, ortadaki zararın büyüklüğü daha açık görülecektir.

Kurdaki yatay seyir, fiilen kur zararı etmiş ve alternatif maliyetle zararı %50 lere varmış bulunan Döviz Tevdiat Hesabı (DTH) sahiplerinin kurun bu seviyelerinden dövizlerini bozdurup zararlarını realize etmelerinin ne kadar zor olacağını (Kur Kapanı diyorum buna) siyasi otoritenin hesaplaması ve ona göre işin güven tarafında doğru adımlar atmasının zaruri olduğu ortadadır.

Şimdilik “Kur Kapanına” yakalanmış vatandaşların, zararı kabul ederek TL ye dönmeleri konusunda yeterli adımlar atmadı Hükümetimiz. Oysa bu konu, fazlasıyla hayatîdir ve Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) başarısı için olmazsa olmazdır.

Dövizin bir yatırım aracı olmadığı, Döviz almanın, “senyoraj etkisi” sebebiyle o ülkenin ekonomisine faizsiz kredi vermek anlamına geldiğine dair geçmişteki yazılarıma göz atmanızı öneririm.

09/10/2019

Hasan Kurtulan; http://www.muttanhaber.net/?Syf=22&Mkl=1101968&pt=HASAN%20KURTULAN&KUR-KAPANI